bu da bi sayfa




ey içimdeki yanlızlık...
modası geçmiş puanlı elbiseler gibi
hep aynı hüzün kokusuyla beraber yürüyorsun.
değiş artık!
artık kımse böylesı giyinmiyor
kımse böylesıne hüzün kokmuyor
bak mevsimler değişti
aylar yıllar geçti
bi sen değişmedin
bi senden geçemedim ben
türlü türlü tülleri duvak yapsanda başına
saklayamazsın gözyaşlarını..
çünkü rengi kızıldır...
kan kızılı oldun gözümde ey yanlızlığım...





"http://www.balikesir.gov.tr/yonetim/images/08.03.2006/Resim2.JPG" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.


isyan var gene memleketimin 4 bir yanında..

Hakkari!!!
daha kaç askerimiz şehit olacak senin dağlarında
Yüksekova!!!
hala kana doymadınmı?

daha kaç ananın yüreği yanacak böyle?
daha kaç defa ekran karşısında gözlerimiz yaşaracak?
Şehidim!
gözüyaşlı ananın ellerinden ben öpeyim
anam diyeyim senin yerine
analar MEHMETİM der feryat eder,
yüreklerimizi dağlar...
evleneceğin kız tabutuna sarılır ;
ben sana doyamadım MEHMETİM der...
içimiz yanar...
şehidimin tabutu al yıldızlı bayrağa sarılı...
kızkardeşin ardından ağıt yakar ;
BEN ÖLEYDİM!!! der
sessizlik olur biranda, çığlıklar kopan dünyada...
şimdi sûkut var yurdumda...
herkes akşam sofrasının zevkini çıkarsın,
Hakkari Yüksekova 12 şehit verdi!
ocaklar yandı gene,
ateş gene düştüğü yeri yaktı,
sen rahat ol Türkiye,
sesini çıkarma daha
senin uğruna gözünü kırpmadan canını verecek çok yiğit var daha
daha çok analar ağlayacak; vatan sağolsun diyerek...
daha çok baba ölen şehidinin ardından;
''bitane daha var oda şehit olsun bu vatana''diyecek...
haksızlığa karşı hala sessizliğini koruyan mükemmel insanlar
koşmaya devam edin; ekmek, para, koltuk deyin
bunların içinden sıyrılarak gelen bir ses var..
toprağı inleten, ana kokan, baba kokan, yar kokan
''ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ''
yürekten geliyor bu sesler
sen ağlama anam...
sen rahat uyu şehidim!


ve sen hala susmaya devam eden insanoğlu!
insanlığını yitirmeye devam et...
senin huzurun için daha çok canlar yanacak...
daha çok analar, babalar, yârlar, bacılar ağıt yakacak...




 

bir sokak çocuğu ilişti gözlerime...
mendil satıyordu
yaşı 10 ya var ya yok...
yoksulluğu alnında vurmuştu besbelli.
dünyaya meydan okurcasına 
çıplak ayaklarını buz kesmiş kaldırımlara basıyordu...

henüz misket sallamamış,
uçurtma uçurtmamış
ve bı topu olmamış gibi bakıyordu etrafındaki insanlara...
gözlerinde ışık vardı.
sanki  yoksulluğa, üşüyen ellerine,
yaşayamadığı çocukluğuna aldırış etmeden
küçücük bedeniyle dünyaya meydan okuyordu...

bir sokak çocuğuydu o
yoksulluğu alnında vurmuştu
soğuk kış geceleri
kartonu yorgan etmişti kendine
hayaller kuruyordu
düş bahçeleri içinde
kimsesizliğe aldırılış bile etmeden...

bir sokak çocuğuydu o
şehrin her acısını çeken,
merhametsizliğin her yüzünü gören,
tek sahibi gözyaşlarının olduğu
bir sokak çocuğuydu o.
sanki bütün mendilleri
şehrin gözyaşlarını silmek için satıyordu.
 öyle bir çocuktu işte...



"http://birakma.com/resim/resimler/8cb8f004e056bcc20d8262b6d0f252c5.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

delilik neydi?
umudunu yitirmeden beklemek miydi?
yoksa gözü açık rüyalar görmekmiydi?
en güzel hikayelere konu olmakmıydı?
yoksa yarım kalmakmıydı o güzel hikayelerde?

sahi neydi delilik?
tahterewalliye binmekmiydi çocuklar gibi
her yukarı kalkışta arşa yükselmek
her inişte toprağa gömülmekmiydi
birdaha çıkmak istemezcesine?

düşmekmiydi delilik?
her düşüşte kanamakmıydı
yoksa kanayan yaraların kabuk bağlaması gibi
yüreğinde zamanla kabuk bağlamasımıydı?
yoksa türkülere sitemkar olmakmıydı ?

mevsimlerden sadece baharı tanımak,
kuşlardan sadece güvercini bilmek,
insanlardan en çok çocukları sevmekmiydi?
neydi delilik??

gitmekmiydi?
bilinmeyen kentlere gitmekmiydi?
yollara asi olmakmıydı
yoksa aşılan yollarda toza bulanmakmıydı?

mecnun olmakmıydı?
leylasının yokluğuna dayanamayıp
çöllerde kaybolmakmıydı
sevdiğini yüreğine kazıp
ilahi aşka dönmesimidir delilik?

saçlarımın parendesinde
çocukların körebe oynamasını istemekmiydi?
yoksa anaların yavrularına
yüreğimde ninniler söylemesimiydi?

ağlamakmıydı delilik?
yoksa bitmek tükenmek bilmeyen
sara nöbetlerinin avuçlarımda inlemesemiydi?
yada yağmura kafa tutmakmıydı delilik?



http://img87.imageshack.us/img87/9200/cmm1mg6.jpg

geçmişi not edıyorum kara kaplı kitapta...
kara sayfalar açıldı
ve kan kırmızısı acılarım serildi önüme
bir bir...

ben nefreti bilecek kadar büyümedim
yanlızca seni sevmeyi bildim...

büyümek; kuşların artık pencereme uğramamasımı oluyor?
yoksa sana sevgiyle bakan,
her yaprağında umudu ve hayallerı olan papatyalarımı çiğneyerekmi?
sahiden büyümek neydi?
acıları çekmekmiydi
yoksa acı çektireni delicesine sevmekmiydi?

sevmek yol almaktır
sevdiğinden ayrılmaktır
kervanlara karışmadan
ıssız çöllerden geçmektir
en güzel çıçeklerin çöllerde yetiştiğini bilmektir sevmek...
ve çöl çiçeklerine karışmaktır kimi zaman..

o çiçekler ki yanlız başlarına
hırçın rüzgarlara karşı gelerek
bir damla suya hasret  çekerek
yaşama sıkı sıkı bağlıdırlar...

her kitabe önce kara bir kitaptır..
acının kan kırmızısı mürekkeple yazıldığı,
sonra insafsızca sayfaları koparılır tek tek...
rüzgarlara karışır sayfalar savrulur...
ve bencil düşünceler düşer sayfalara
bir bir kirletilir kurulan onca masum hayaller
kara kaplı , kan kırmızısı sayfalardan...

şimdi bu kara kitapta sevgiliye not düştüm
kan kırmızı satırlarımda..
bu satırlarımı okuyan herkesle birlikte
sevgim yeniden hayat bulsun diye

ben bilmezdimki eskiden
acının kan kırmızısıyla yazıldığı
kara kaplı kitaplarda beni anlattığını
benden habersiz...
ve sevmeyı bilen her insanın içinde
kan çiçeklerinin yetiştiğini...

bilmek istemedim her insan gibi büyümek nedir?
bildiklerimin acısı içimde kana karıştı
kitabımda hayat buldu
satır aralrında sevdiğimin adıyla...

şimdi tüm acısıyla
tüm gerçekliğiyle sevmeyi tuttum yüreğimde
ben yazdım bu kara kıtaba
sevdana sürgün aşk çiçeğinin adını..



DOST SİTELER.!!
 

 

document.onmousedown = rtclickcheck //-->
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=